Fenerbahçe – Sevilla maçı sonrası Arda Güler vurgusu! ‘Jesus sanki tüm eleştirileri not edip…’

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi Son 16 Turu rövanş maçında Sevilla’yı 1-0 mağlup etti. İlk müsabakada rakibine 2-0 yenilen sarı-lacivertliler, bu sonuçla birlikte Avrupa kupaları defterini kapattı. Fenerbahçe’nin dün gece Kadıköy’de oynadığı maçı spor yazarları değerlendirdi.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Jorge Jesus’un ilk 11 tercihi beğeni kazanırken, usta kalem Arda Güler’e vurgu yaptı. Öte yandan tribündeki bazı taraftarların sebep verdiği olaylar tepki çekti.

İşte Fenerbahçe – Sevilla maçının ardından yapılan değerlendirmeler…

TUR TRİBÜNE KURBAN GİTTİ / ERCAN GÜVEN

Popülizme gerek yok. İlk yarıda bir gol bulduktan sonra ikinci devre maçı penaltılara taşıyacak, hatta farklı kazanacak baskıyla oynayan Fenerbahçe, turu kaybettiyse, sebebi tribündür.
En azından tribünlerin bir kısmı. Çünkü tam da ikinci gol kıvamına girdiği anda tribünden rakip futbolculara yabancı madde yağdı. Zaten amiyane tabirle İstanbul’a “çamura yatmak” modunda gelen Sevilla, bu olayı çok iyi değerlendirdi, oyunu soğuttu, Fenerbahçe’nin futbolu tepe noktasındayken zaman kazandı ve tabelayı 1-0’da tutup turla döndü.

Gerçekten yazık oldu. Jorge Jesus’un Arda, İsmail ve Oosterwolde’yi ekleyerek kurduğu 11 daha maçın 16. dakikasında değişti ve kasığından sakatlanıp sahayı sedye ile terk eden Batshuayi’nin yerine ilk maçın gol kaçırma rekortmeni King girdi.
Bir şey değişmedi, çünkü hem Fenerbahçe hem de Sevilla son derece kontrollü oynuyor, az pozisyon buluyordu. Hatta Sevilla’nın gol atmak gibi bir derdi yok gibiydi ilk yarı.

Resmen 2-0’ı korumaya gelmişti İspanyol takımı. Fenerbahçe’yi 4-3-3 düzeninde önde karşılıyor, oyunu soğutmak için elinden geleni yapıyor, geriye dönüp top çeviriyor, Fenerbahçe orta sahada top kaparsa taktik faullerle muhtemel bir kontratağını kesiyordu. Hatta ikinci devrede seyircinin yabancı maddelerini fırsat bilip sakatlık numaralarına bile başladı. Anlaşıldı Sevilla’nın kupaları nasıl aldığı!

Fenerbahçe’nin üzerinde ilk yarıda bir baskı vardı sanki. Arzuluydu ama futbolcular odaklanma sorunu yaşadı gole kadar. Tek tek bakınca Samet, Arda, İsmail, Zajc, hepsi iyi idi ama takım tempo yapamıyor, sakin ile yavaş arası bir kıvamda ilk maçın ilk devresini mumla aratıyordu. Fenerbahçe’nin ilk kaleyi bulan şutu 33. dakikada -ki o da şut değil şandel vuruştu- Zajc’tandı.

Fenerbahçe’nin Ferdi’li sağ tarafı çalışıyordu ama solda Oosterwalde’nin kötü oynamasa da bir tek bindirmesi bile yoktu ilk yarı. İkinci yarı başlarken Fenerbahçe seyircisi alkışlayarak konsantre etmeye çalıştı Oosterwalde’yi. Ancak ikinci yarı da işlemedi Fenerbahçe sol kanadı. Ferdi sola Osayi sağa hamlesi için bekledi durdu takım.

Nitekim Fenerbahçe’yi öne geçiren penaltı da sağda Arda ile Ferdi’nin organizasyonundan geldi. Telles’in eline gelen Ferdi’nin ortası uzun VAR incelemesi ve hakemin monitöre gitmesi sonunda Valencia’nın ayağından gol oldu.

Tribünler coştu, takım biraz kendine geldi golden sonra. Fenerbahçe’nin ikinci yarıya Arda’nın muhteşem şutu King’in kaçırdığı golle başlaması bu coşkunun ikinci yarıya taşınmasıydı. Ardından Valencia’nın gol denemesi geldiğinde Sevilla tam şaşkın durumdaydı. Tam da o sıralar tribünden yabancı madde atmak neyin nesiydi? Dmitrovic tahrik etmiş olabilir. Lakin böyle mi bozulur takımın konsantrasyonu? Ağır yaralanmış gibi dakikalarca yerden kalmadı tabi Sevilla kalecisi. İlk maçta kurtarışlarıyla öne çıkan Dimitroviç bu sefer de seyirciyi tahrik edip yere yatarak kurtardı takımını… Anonslar, potansiyel cezalar… Adeta oynayamayan Seavilla’yı diriltmeye çalıştı tribündeki birileri. O kadar ki, beş dakika boyunca ilk defa yarı sahamıza yerleşip pozisyon buldu rakip.

Ancak Fenerbahçe turu istiyor ve arıyordu. Neredeyse tek kale maç haline getirmişti. Tabi, King pozisyon ziyan etmekte aynı King’di… Valencia, Arda çok sert durduruluyor, zaman geçirmek için hiçbir fırsat kaçırılmıyordu Sevilla tarafından.

Maçın bitmesine çeyrek kala ne gerek olduğu anlaşılmaz şekilde Zajc’ın yerine Mert Hakan’ı aldı Jesus. Ardından Rossi, Emre Mor ve Pedro girdi. Portekizli hoca, Arda, Valencia ve Serdar Aziz’i çıkarıp iki stoper bıraktı ve risk aldı. Sevilla’nın sahte penaltısı VAR’dan döndükten sonra Emre Mor’un kaçan bir golü var ki, ne kadar da büyük ihtiyaçtı o anda. Maçın son dakikalarında Fenerbahçe resmen ezmeye başladı UEFA gediklisi rakibini ama tecrübe, arzuya baskın çıktı. Doğrusunu söylemek gerekirse tribünleri marifetiyle elendi Fenerbahçe.

AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR / ATTİLA GÖKÇE

Tam anlamıyla sabır ve sinir savaşı izledik. Böyle ortamlarda akıllı ve soğukkanlı davranmak o kadar kolay değil.
Kadıköy’deki maçın zor yanı, sahadaki takımla tribündeki o büyük topluluk arasında uyum sağlanamaması oldu.Fenerbahçeli futbolcular savunmada sıkıntıya düşmeden orta alanda ve hücumda sabırla golü kurgulamaya çalışırken, tribünlerde önce ayağına top alan her Sevillalıya koro halinde “yuhuhhh” sesleri yükseldi. Sonrasında yuhlar yetmedi “yabancı maddeler” ikram (!) edildi.

Konuk takım kaçırır mı fırsatı!… Önce çakmaklar filan İngiliz hakem Oliver’e teslim edildi. Fenerbahçeli oyuncular tribünlere “sükunet” ricasında bulundular, olmadı. Kaleci Dimitroviç bu sinir ve kriz halini fırsata çevirdi… Önce yattı tedavi gördü. Hakeme sürekli şikayet ifadesi veriyordu. Arada İspanyol takımının öteki oyuncuları da maçın oynanamaz hale geldiğinden dem vuruyorlardı. Hakemin ricasıyla ev sahibi takım, tribünlerin önüne giderek “ricacı” oldu. Sessizlik ve sükunet istediler. Bunun Türkçesi şuydu: “Bırakın da oynayalım. Sevilla’yı değil bizi bozuyorsunuz!”

Jorge Jesus sanki tüm eleştirileri not edip önüne alarak dikkatli ve özenli bir kadro yazmıştı tahtaya… 3-4-1-2… Stoperleri zaten biliyorsunuz da… Asıl yenilikler ortada ve öndeydi. Sağ kanatta Ferdi solda Oosterwolde onların ortasında ihmal edilen Zajc’la neredeyse unutulan İsmail Yüksek. Daha da önemli dokunuş 10 numaralı Arda’nın gerçek bir “on numara” liderliği ile maça başlamasıydı… Önde de çift santrfor: Valencia ve Batshuayi… Oyunun en parlak yanı genç Arda ile süper genç Ferdi’nin, takımı sürekli ileri taşıyan hamleleriydi. Arda buluştuğu her topta ortadaki arkadaşlarıyla bir-iki pas yaparak, sonrasında rakip kaleye dönerek Ferdi ile birlikte asıl darbeyi hazırlamaya çalışıyordu. Ferdi de topla en delici ve yıpratıcı günündeydi dün.

Arda’nın başlattığı pozisyonda Ferdi’nin ceza alanına doldurduğu topu Telles’in dirsekle çelmesi, VAR uyarısıyla penaltıydı. Pek de iyi gününde olmayan Valencia yine de ters köşeye yatırdı Dimitroviç’i…

Fenerbahçe’nin cesur oyunu önce Batshuayi’nin 19’daki sakatlığı, sonrasında da Valencia ile King’in umulan etkinliği sağlayamaması yüzünden tur getiren bir yeterliliğe ulaşamadı. Jesus’un değişiklikleri: Önce Zajc ile Mert Hakan… Sonra da Arda, Valencia ve Serdar’ı alıp Rossi, Emre ve Pedro’yu oyuna sürmesi. Bu hamleler yeterli olmadı. Asıl drama neydi peki?

Fenerbahçe’yi hayatın en büyük değeri olarak kalplerinde aşkla yaşatan tribün ahalisinin, sahaya yabancı madde yağdırarak takımın ritmini bozması! Boşuna dememişler “Aşkın gözü kördür” diye.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*